Bilinçli insan; ne yaptığını, neden yaptığını, neden onu yaptığını bilen, neye ve kime hizmet ettiğini düşünen insandır. Bilinçli insan; yaşamdan neler aldığının yanında yaşama neler kattığının da bilincinde olan toplumsal sorumluluk duygusu gelişmiş insandır. Bilinçli insanlar , sadece bireysel çıkarlarla değil, ortak fayda, etik değerler, çevre ve gelecek kuşaklarla ilgili sorumluluk duygusu ile hareket ederek bilinçli bir toplumsal yapı oluştururlar. Bilinçli toplumsal yapı, toplumun nereye gittiğini düşünen, yanlışlardan hesap sorabilen, yanlışların ortağı olmayı reddeden, yaşamı kendi iradesiyle yönlendirmeyi kişisel sorumluluğu bilen insanların toplumudur. Biliçli insanlarla oluşuşan toplum bilinci; olaylar karşısında zamanında ve yerinde tepki verebilmeyi, toplum ölçeğinde doğru olanı desteklemeyi, yanlış olanı engelleyerek toplumun gidişinden sorumluluk duymayı gerektirir. Bilinçli insan ve bilinçli toplum, ancak çağın gereklerine uygun bilimin yol göstericilğine göre yürütülen eğitimle gerçekleşir. Bu nedenle bilinçlenmek için birinci öncelik nitelikli eğitimdir. Gerisi “teferruattır.” Bugün Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları olarak farkında olmalıyız ki; Türkiye Cumhuriyeti'nin önündeki en büyük beka sorunu, içindeki farklılıkların varlığı değil, bu farklılıkların bir zenginlik ve birlik unsuru
olmaktan çıkarılıp bir ayrışma silahı olarak kullanılmasına izin verilmesidir. Kurucu felsefemizin temeli olan sivil ulus ve anayasal yurttaşlık ilkesi, etnik bölücülüğe karşı en sağlam kalemizdir. Bu kaleyi içeriden zayıflatacak her türlü tartışma, yalnızca tarihi bir hata değil, aynı zamanda ülkenin geleceğine yönelik stratejik bir tehdittir. Aklımızda olsun! "Yalnız ölü balıklar akıntıya kapılır." Yaşatılanlardan ve yaşadıklarımızdan birlikte sorumluyuz!