Farklı düşündüğü halde bir arada yaşamasını beceren, gelecekle ilgili ortak idealleri olan yaşamında aklı ve bilimi kullanan birey ve toplumların gelecekte yaşama şansları vardır. Aklı dünde kalan, yeni düşünce üretemeyen birey ve toplumların yarınları olamaz. Bugün ve gelecek yeni düşüncelerle yenileşmeyi gerekli
kılmaktadır. Var olmak, varlığının devamını sağlamak yenileşmeyi gerektirir. Az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler diye adlandırılan ülkelerin temel sorunu “düşünmemektir. Konuşanı çok, düşüneni az olan toplumlar düşünen ve birlikte oluşturulan aklı kullanan ülkelerin ancak tüketicisi olurlar.
Başkalarının ürettiklerini kullanmakla gelişme sağlanamaz ve çağın insanı olunamaz. Günümüz dünyasında “en etkin” ve “en güçlü” olan ülkeler; kaynakları
zengin olan ülkeler değil, toplumsal aklını en iyi organize eden ülkelerdir. Ortak aklı kullanmayı öğrenmek, başarılı olmanın başlangıcıdır. Japon geleneklerinde, birlikte çalışan kişilerin yeteneklerini paylaşıp, bunları herkesin yararına olacak şekilde kullanmak ibadet gibi kutsal sayılır. Onlar, bireysel aklın sınırına inandıkları için örgütte çalışan insanların tamamının aklından yararlanmayı benimsemişlerdir. Bugün Japonya üreten ülkedir. Ya biz de nasıl? Patron bilir, ben bilirim. Ortak aklı kullanabilir miyiz? Elbette kullanabiliriz. Önce farklı düşünenlerle bir arada yaşamayı becermeli ve BİZ olmalıyız. Ötekileştirmeden vazgeçmeliyiz.Ben bilirim,
“patronum “ daha iyi bilir, ya benim ya da patronun dediği olmalıdır düşüncesiyle çağa uygun yaşama şansımız olamaz. Öncelikle düşüncelerimizin, kafamızın akordunu çağa uygun yapmalıyız. Kafası çağa uygun olmayan çağa uygun işler yapamaz. İş yapar görünür, ancak bu işler yapılması gereken işler değil, genelde “yapboz yeniden yap” işlerdir. Birey ve toplum olarak, gözlerimizi kapatıp dünyadan ayrı yaşayamayacağımızın farkında olmalıyız. Kafamızı, düşüncelerimizi akıl ve bilimle akortlu hale getirmeliyiz. Aklımızda olsun: "Hepimiz birlikte herkesten daha akıllıyız!"