Einstein "Bir problemi yaratan bir zihni, aynı düzeyde çalıştırarak o problemi çözemezsiniz" der. Yeni bir hayat için gereken, yeni bir akıldır. Anadolu'da yaygın olarak söylenen bir söz vardır:" Dünkü güneşin bugünkü çamaşırların kurutulmasına faydası olmaz." Yeni bir aklın önündeki en büyük engel entelektüel atalettir.
Entelektüel atalet nedir? Düşündüğünü yapmamak ve yaptığı üzerine düşünmemek. Entelektüel atalet, bir kişinin zihninin donuklaşması yüzünden yeni şeyler öğrenmemesi, her şeyi bildiğini sanması, yeni şeyler düşünmemesi sonucunda kapalı bir akıl ve donuk bir beyinle hayatını sürdürmesidir. Bireylerde görülen bu durum toplumlarda da görülmektedir. Entelektüel atalete kapılmış insanlar ya da toplumlar yeni bir şey öğrenmek istemezler, önemli şeyler üzerine düşünmeyi sevmezler, yeni bir fikir ortaya atmak için de çaba göstermezler. Entelektüel ataletin tipik örneği kendini yenilememek, geçmişi tekrarlamak, çözümü geçmişte aramaktır. Bu türden kişilerin her olaya karşı şablon cevapları ve çözümleri vardır. Herhangi bir nedenle bilgilerini zorlayıcı durumla karşılaştıklarında kolayca başları ağrıyıverir ya da bu işler bana düşmez diyerek işin içinden sıyrılmak isterler. Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki; “Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamanın yollarını alışkanlık haline getirmiş milletler; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkûmdurlar." Çiçeron'a sormuşlar:" Batı Roma İmparatorluğu neden yıkıldı?" Çiçeron:" Bilgisizdik; çok konuşuyorduk" demiş. Bilginin ve öğrenmenin en büyük düşmanı bilgisizlik değil; bildiğini zannetmektir. Entelektüel ataleti aşmanın ve düşünce gelişiminin ilk basamağı, bildiğini sorgulamaktır. Uyanmak, en güzel düşten daha iyidir. Çaresiz değilsiniz, çare'SİZ'siniz!