Etienne de La Boétie "Gönüllü Kulluk" kitabında der ki:"Eğer iki kuşak köleleştirilirse, bundan sonra gelen kuşak özgürlüğü hiç tanımadığı, görüp bilmediği için pişmanlık duymadan köleliğe hizmet eder ve ondan öncekilerin zorla yaptıklarını seve seve yerine getirir." Eğitim sadece eğitimcilerin derdi olarak kalmamalıdır. Eğitim elbette uzmanca bilgiler isteyen bir işleyişe sahiptir. Eğitimin değerlendirilip gelişmesinde uzmanların görüşleri, çalışmaları önemlidir. Ama, toplumuna, kültürüne, yaşayışına sahip çıkmak isteyen herkes, eğitim uzmanı olsun ya da olmasın eğitim üstüne görüş geliştirmelidir. Eğitimi değerlendirmek, hayatımızı değerlendirmektir. Geçmişimizi, geleceğimizi... Eğitimci olalım ya da olmayalım, yaşarken hepimiz eğitiliyoruz, eğitiyoruz, öğretiyoruz, öğreniyoruz. Kimse okulda okusun ya da okumasın, içinde bulunduğu
toplumun eğitim düzeninin dışında olamaz. Öyleyse, toplumumuzdan, kendimizden, dostlarımızdan, düşmanlarımızdan bile sorumluysak, eğitim düzenimizden de sorumluyuz. Onu değerlendirebilmek hakkına sahibiz. Çocuklarımızın anneleri babaları sadece kendi çocuklarının durumu ile yetinmemeli, eğitimin tümünü kendi sorumlulukları olarak görmelidirler. Eğitim çağında çocuğu olmayan yurttaşlar da “uygulanan eğitimin” kendi gelecekleri olduğunu görmelidirler. Çocuklarımız neler öğreniyor? Çocuklarımız neden bunları öğreniyor? Çocuklarımız bunları nasıl öğreniyor? Her anne, her baba bunları sormalıdır. Bütün yurttaşlar, bilimsel eğitimden sapmanın yol açtığı tehlikelere karşı çıkmalıdır. Unutulmamalıdır ki; "Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. "Eğitim herkesin derdi olmalıdır; çünkü eğitim, geleceğimizdir