Yıllar sonra geldim, güzel köyüme
Perişan halini gördüm ağladım
Gençler tutmuş gurbet elin yolunu
Boş evlere baktım baktım ağladım
Keşke görmeseydim baba evimi
Diken sarmış kapısını yolunu
Örümcek ağ kurmuş kapı kolunu
Çürümüş eşiğe baktım ağladım
Kapı yarı açık düşmüş pencere
Terekte yan durur büyük tencere
Damla akmış peykedeki mindere
Yüreğimi çektim çektim ağladım
Sobanın borusu yerinden sökülmüş
Yerde ki halıya kurum dökülmüş
Tahta raflar bir tarafa yıkılmış
Tas tabağa baktım baktım ağladım
Pencerenin perdesi sararmış solmuş
Kırık camdan içeri toz toprak dolmuş
Demlik sobanın üstünde, kapağı yerde kalmış
Sefil güğümlere baktım ağladım
Fareler kemirmiş mutfaktaki leğeni
Annem görse idi yanardı canı
Güveler yemiş yattığımız divanı
Üstünde yastığa baktım ağladım
Babam paltosunu duvara asmış
Çok garip duruyor, benden de küsmüş
Lambası yanmıyor, radyosu susmuş
Dizimin üstüne çöktüm ağladım
Toprak güveç garip kalmış ocakta
Ağaç kepçe boyun eğmiş kapakta
İçim parçalandı, kalbim yanmakta
Yaşlarımı döktüm döktüm döktüm ağladım
Anamın tavası, babamın tası
Birlikte tutmuşlar matemi yası
Üstünü kaplamış sobanın pası
Kapısına baktım baktım ağladım
Akmıyor suları musluk kurumuş
Nasıl aksın kurnaları çürümüş
Kader de bunları görmekte varmış
Üzüldüm, utandım baktım ağladım
Üst kata çıkılmaz merdivenler sökülmüş
Balkonların tahtaları çürümüş dökülmüş
Görünce sandım bina başıma yıkılmış
Issız mahçup odalara baktım ağladım
Ahır da boş kalmış sarı ineğin yeri
Gözlerim aradı alaca buzağıları
Bir kırık süpürge kalmış bir de gelberi
Üzüldüm gözyaşı döktüm ağladım