Şavşat, son yılların en acı ve en sarsıcı olaylarından biriyle derin bir yasa boğuldu. Zihinsel engelli kızına yönelik istismar iddiasını öğrendikten sonra fenalaşarak hayatını kaybeden Nalan Kaya için ilçede peş peşe basın açıklamaları yapıldı. Yoğun yağmura rağmen meydanları dolduran vatandaşlar, gözyaşları ve öfke içerisinde hem yaşanan vahşeti lanetledi hem de adalet çağrısında bulundu.
“Toprağa Verilen Sadece Bir Anne Değildi”
İlk basın açıklaması Şavşat Emek ve Demokrasi Platformu tarafından gerçekleştirildi. Nalan Kaya’nın cenazesinin toprağa verilmesinin ardından vatandaşlar yoğun yağmura rağmen Şavşat Meydanı’nda toplandı. Basın açıklamasını Ayça Demirci okudu. Açıklamada yaşanan olayın yalnızca bireysel bir suç olmadığı, toplumsal vicdanı yaralayan büyük bir çürümenin göstergesi olduğu vurgulandı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “İki gün önce; kültürüyle, dayanışmasıyla ve insanlığıyla övündüğümüz ilçemizde kabul edilemeyecek alçakça bir saldırı yaşandı. Zihinsel engelli bir kız çocuğumuza yönelik gerçekleştirilen saldırının ardından, mağdur kızımızın annesi Nalan Kaya yaşadığı büyük acıya dayanamayarak hayatını kaybetti. Bugün burada yalnızca bir annenin yasını tutmuyoruz; vicdanın, insanlığın ve toplumsal değerlerin uğradığı ağır yarayı da haykırıyoruz.” Basın açıklamasında ayrıca, Nalan Kaya’nın sağlık durumunun kritik olduğu süreçte yaşanan ihmallere ilişkin kamu vicdanında oluşan soru işaretlerine dikkat çekildi. Açıklamada toplumsal yozlaşmaya karşı dayanışmanın büyütülmesi gerektiği vurgulanarak şu sözler kullanıldı: “Susmak çözüm değildir. Görmezden gelmek çürümeyi büyütür. Eğer bugün bu acıya sessiz kalırsak, yarın başka annelerin gözyaşlarına engel olamayız. Bizler Şavşat halkı olarak bu alçak saldırıyı lanetliyor, yasal sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı ilan ediyoruz.”
Meydanda Gözyaşları Sel Oldu
Basın açıklaması sırasında birçok vatandaş gözyaşlarını tutamadı. Yağmur altında sessizce bekleyen kalabalığın yüzlerinde hem öfke hem de derin bir acı vardı.
İmran Kayaoğlu yaptığı konuşmada: “Bir annenin kalbi evladının acısına dayanamadı. Bunun tarifi yok. Bu olayı gerçekleştiren kişinin en ağır cezayı almasını istiyoruz. Hiçbir anne böyle bir acıyla sınanmasın.” İfadelerini kullandı. Sibel Durmuş ise konuşmasında: “Bugün burada sadece Nalan Kaya için değil, bütün kadınlar ve çocuklar için toplandık. Bu acının unutulmasına izin vermeyeceğiz. Adalet yerini bulana kadar susmayacağız.” Diyerek tepkisini dile getirdi.
ŞAVKADER’den Yürek Dağlayan Yürüyüş
İkinci basın açıklaması ise Şavşat Kadın Derneği (ŞAVKADER) öncülüğünde gerçekleştirildi. Nalan Kaya’ nın da üyesi olduğu dernek tarafından düzenlenen yürüyüş
ve basın açıklamasına çok sayıda vatandaş katıldı. Şavşat Meydanı’nda yapılan açıklamayı Dernek Başkanı Fatma Acar Çelik okudu. Açıklama sırasında meydanda gözyaşları hâkim olurken, kadınların feryadı yürekleri dağladı. Fatma Acar Çelik konuşmasında şu sözleri kullandı:“ Nalan Kaya’nın acısı sadece bir annenin değil, bütün annelerin yüreğini dağladı. Bir annenin yüreği sustu… Peki vicdanlar hâlâ susacak mı? Bugün burada bıraktığımız her karanfil bir annenin gözyaşıdır. Her gül, anneliğin sessiz çığlığıdır.”
Şavşat’ta Bütün Anneler Ağladı
Kadınlar, Nalan Kaya’nın işlettiği marketin önüne yürüyerek ellerindeki gül ve karanfilleri iş yerinin kapısına bıraktı. Bazı kadınlar çiçek bırakırken gözyaşlarına hâkim olamadı. Meydanda yükselen şu sözler ise hafızalara kazındı: “Toprağa verilen sadece bir anne değildi… Kırılan bir vicdandı.” Yürüyüş boyunca vatandaşlar ellerinde Nalan Kaya’nın fotoğraflarını taşıdı. İlçe merkezindeki sessizlik zaman zaman yükselen ağlama sesleriyle bozuldu. Türkiye’nin Dört Bir Yanından Tepki Yaşanan olayın ardından CHP Artvin Kadın Kolları başta olmak üzere Hopa ve Kemalpaşa ilçelerinden çok sayıda kadın platformu, sivil toplum kuruluşu ve engelli dernekleri de peş peşe açıklamalar yaptı. Yapılan açıklamalarda kadınlara, çocuklara ve engelli bireylere yönelik şiddetin son bulması için toplumsal duyarlılığın büyütülmesi gerektiği vurgulandı. Şavşat’ta yaşanan bu acı olay, yalnızca bir ilçenin değil; bütün toplumun vicdanında derin bir yara olarak kaldı. Çünkü bu kez toprağa yalnızca bir anne verilmedi… Bir evladın acısına dayanamayan anne yüreği de toprağa düştü.




